Pages

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Taeyang ile akşam yemeği!




Aranızda Taeyang’ın özel, bire bir fanı olan var mı? Eminim vardır.
Şimdi size onunla baş başa romantik bir yemek yemenin yolunu söyleyeceğim. 

İlk ihtiyacınız olan şey, Tae’ye hayran olan küçük kardeşiniz. Tercihen resim çizme yeteneğine sahip olanından.  (Aslında fanıymış gibi davransa da olur, siz yemek yerken kardeşiniz ortalıkta olmayacak çünkü.)
Benimki güzel çizer. Güzel Sanatlar Lisesi’nde resim okuyor zaten. Taeyang’ın çook büyük bir fanıdır. Yani bilemiyorum nasıl anlatsam. Büyüklük vadisinin bile ötesinde bir fan hatta. İşte bu büyük fan geçenlerde eline kağıdını kalemini aldı bilgisayarın başına oturdu. Bir adet Taeyang fotoğrafı açtı ve başladı çizmeye. Bir baktıydım gerçekten benzemiş falan.



“Kız bunu twitter’a koyup Tae’yi etiketle hemen.”dedim.
E tabi kardeşim bu fırsatı kaçırır mı? Hemen dediğimi yaptı.
Ancak Taeyang efendi bir türlü görmüyordu. Kim bilir kaç defa paylaştı çizimini. Bunun üzerine bir tarih belirledi ve “O gün son kez yollayacağım bu fotoğrafı, bir daha da paylaşmam.” dedi. Tamam, dedim. Ne diyeyim ki? Beni çok da ilgilendirmiyordu sonuçta.
Belirlenen günden bir gün önce oldu ne olduysa. Hayır, Taeyang çizimin olduğu posta bir yanıt vermedi. Verse hepiniz görürdünüz zaten.
Ama… Evet, inanılmaz ama… Mesaj kutusunda bir ileti vardı. Kimden geldiğini anlamışsınızdır.
Tae tabi ki!
Oturmuş bilgisayarımla uğraşırken kardeşim bir çığlık attı. Ki böyle aşırılıklara tamamen karşı olduğunu da belirtmeliyim. Doğal olarak, o öyle bağırınca yerimden sıçradım. Eliyle ağzını kapatmış ekrana bakıyordu.
“Ne oldu be ne bağırıyorsun?”
“Cevap versene!”
“Ya cevap ver diyorum, ne oldu?”
Hatun sonunda elini kaldırıp ekranı gösterdi.
Ekrana bakınca bir şaşkınlık da ben yaşadım. Bağırmadım, ama ağzımdan “Yok artık, çüş.” gibi bir şeylerin sessizce çıktığını duydum. Sonra kardeşim gibi şoka girmektense akıllıca davranıp mesajı okumaya giriştim. Çünkü kardeşim İngilizce bilmez pek.
Sonuçta adam “Yeter artık, paylaşma. Gördük!”demiş olabilirdi. Boşuna şok olmaya gerek yoktu. Ya da belki “Resim güzel olmuş,teşekkürler. Fighting!” diyip geçmişti. Hemen de Big Bang konserine VIP bilet hediye edecek gibi komaya girmeye gerek yoktu.
Mesajı okuyunca gerçekten de bilet hediye etmediğini anladım. İngilizceydi. Kardeşim sandalyede mallık vadisine doğru yol alırken, ben de orada yarı kendi bilgim yarı chrome çeviri ile, mesaj anlamaya çalışıyordum. Karakter sınırlaması olduğu için birkaç post şeklinde yollamıştı.
“Saçlarımın bu hali daha mı iyi şimdikinden?”gibi bir şeydi ilki. “Şimdi böyle olduğuma göre, bu halimle çizmeliydin.”diye de eklemişti. Ne yalan söyleyeyim, “Kendini beğenmiş haspam, bulmuş da bunuyor.” demeden edemedim. Adam kalkmış resmi eleştirmişti. Kardeşim orada uğraşmış didinmiş ne de olsa. Sonraki mesajlarda ne yumurtlayacağını merak edip okudum.
Ne manaya geldiğini bilmediğim bir çeşit frowny face ile başlamıştı. “n_n”  
“n_n yeniden bu saçlara mı dönmeliyim? Eğer saçımı böyle yaparsam bana borçlu olursun.”
“Bu ne diyor la? Niye bu kadar takmış ki saçına?”diyip, O.o ifadesini takınmadan son postu da okudum.
“Bu arada, fan servisi yapıyorum.  Bu bir yemek teklifi! Ve rüyalar gerçekleşir! Çizimine teşekkür et.”
İşte şimdi binbir çeşit “o.O adkdflflkjdfj”  ifadesi takınabilirdim.
“Ahahahhaha! Bir ara Tae’nin hesap hacklendi diyorlardı, doğruymuş kız. Baksana! Askdljfldskkffjdljf”
Sonunda bizimki kendine geldi de iki laf etti bu sözlerim üzerine.
“Niye, ne demiş?”
Anlattım, ne anladıysam. Bizim hatun şekilden şekle renkten renge girerken ben de ne düşündüğümü tekrar söyledim.
“Bence hacklenmiş.”
“Olsun olsunnn, cevap verelim!”
“Ne diycez ki?”
“Immm… Ben Türkiye’deyim, nasıl yemek yiycez, diye sor.”
“Len saçmalama bi be. Tae mi sence bu, cidden öyle mi düşünüyorsun?”
“Belki odur. Hadi cevap veeer.”
“İyi o zaman, hayal kırıklığı yaşarsan ben sorumlu değilim.”
Böylece cevaplar verildi, cevaplar alındı. Tae olduğunu söyleyen paşam, kardeşim diye benle konuştu. Derken derkeeen, efenim bunlar muhabbeti ilerletti mi benim başıma. Kardeşim gerçekten de Tae ile yemek yiyecekti. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. En sevdiğim grubun üyesi evet, idollerimden biri evet. Ama adamı tanımam etmem, bir kere hiç sevgilisi olmamış len! Çok sakat bir durum değil mi sizce de? Dedim, bensiz gidemezsin! Tamam, dedi kardeşim de. Böylece üçümüz de aynı gün İstanbul’daydık. Bu arada çingular, kimseye haber vermediğim için üzgünüm. EN yakın arkadaşıma bile söylemedim. Söyleyemezdim Taeyang Türkiye’ye geliyor diye. Sonuçta onun da hayatı bu bir yerde. Gizli gizli geldi. Ama hava alanında falan kimsenin tanıyıp da fotoğraf çekmemesi gerçekten şaşırtıcıydı, hala anlamış değilim o meseleyi ben de. Tam bir Tae gibi giyinmemişti gerçi. Amele bir Koreli gibi görünüyordu itiraf edeyim. :D  Neyse konuya dönüyorum.
Bu ikisi sonunda buluştu ve ben biraz uzaktan izlemeye başladım. İçim gitmedi değil aslında, ben de tanışmak, konuşmak istiyordum Tae ile. Ayrıca kardeşim de yarım yamalak İngilizcesiyle nasıl muhabbet yürütecekti ki? Ama gene de uzak durdum. Ben de çizeydim benle de buluşurdu ne de olsa. Bu arada kuzenimin evine gittik. Ben bir restorana gidilir diye düşünüyordum ama adam tanınmayacağı bir yer olsun isteyince o gelmeden kuzenimle konuşup evi bir geceliğine bize vermesini istedik. Kardeşim ve Taeyang yemek için yukarı çıkınca biz de kuzenim ve eşi ile orada öylece bekleşmeye başladık. Bu ikisi çok neşeli tiplerdir. O yüzden ben de sıkılmadım hiç. Ama yalan söylemeyeceğim, Tae ile konuşamamama tekrar bir üzüldüm. Adam Big Bang’de yani boru değil. En sevdiğim grubun bir üyesi.
Birden telefonum çaldı ve kardeşim yukarı gelsene abla, dedi.  “Amanın yemeğe ben de katılıcaaammm” düşünceleriyle yukarıya yollandım. Kapıdan girdim ve kardeşim ışık hızıyla yanımdan geçip çıktı. Siz takılın Cansel aradı, diyip gitti.
Ben tabi ki hem heyecan, hem de “Ee napacağuk ki şimdi biz?”modunda içeri girdim. Elimde anahtarı sallıyordum. Genelde gerginken yaparım bunu. Mutfakta Tae’nin tıngırtıları geliyordu. Gittim bir baktım ki bizim idol, yeni bir idollük örneği sergileyerek yemek yapmaya oturmuştu. Daha doğrusu oturmak şöyle dursun dans ediyordu.  Ne kadar oynak bir adam olduğunu düşünmeden edemedim.
Önce yardım edilecek bir şey varsa diye yan tarafına geçtim ama bir süre sonra dansını engellediğimi fark edip masaya geçtim. Dans edemeyince çok ters bir bakış atmıştı bu arada. Aklımdan çıkmıyor. :D
Yemeği yapmayı bitirip önüme getirdiğinde, açıkçası pek de beğenmedim -,- bulmuş da bunuyorum, değil mi? :D soğan, marul, başka birkaç yeşillik ve içindeki etlerle pek yenesi görünmüyordu ne yapabilirdim.  Ama zorlana zorlana bir şeyler yedim, ayıp olacaktı yoksa. Adamı Türkiye’ye getirip “Yemeğini beğenmedim şekerim, olmaz böyle!” denilmez. Bu sırada da kardeşimin çizimlerinden onun müziğinden, Big Bang’in müziğinden hepsinden konuşuyorduk. Bir itiraf daha, zayıf İngilizcem yüzünden adam bir dediğini tekrarlamak zorunda kaldı arada sırada. Sonuç olarak anlaştık ama. :))

Çingular! Türkiye’deki hayranlarından çok haberlerinin olmadığını söyledi. Ben de burada ne kadar sevildiklerini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Hatta Big Bang’in altıncı yılı ve GD için olan hediyelerimizi de biraz çıtlattım. Gerçekten bu konuyla bayaa ilgilendi ve sorular sorup durdu. Ama açık etmedim merak etmeyin. Zaten o sıralar çizimleri benim yapacağım da kesin değildi. :))
Biz konuşurken elektrikler kesildi yalnız! Bir yerlerden mum bulup yaktık ama, ortam biraz gerildi tabi mum ışığında. Pek konuşamadık, birkaç şey geçti sadece. Sonra ikimiz de kalktık. Yemeğimi de doğru düzgün yememiştim zaten. Otele gidemeyeceği için o gece Tae’miz kuzenimin evinde kaldı. Ertesi gün erkenden yine onlara gittik kardeşimle. Dünkü işini halletmişti ve şimdi de o konuşacaktı Tae ile adam akıllı. Neyse ki kuzenim ve eşi iyi derecedeki İngilizceleriyle ona yardım ettiler ve kardeşimle Tae’yi anlaştırdılar.
O gün akşam üstü uçağı kalkıyordu. Gezmeye fırsatı olmadan direk dönecekti. Biliyorsunuz bu aralar yoğunlar. Bizimle fotoğraflar çekindi, (Kardeşim de ben de birer kolyesine el koyduk bu arada! ^^), üzerine amele Koreli kıyafetlerini giydi ve havaalanının yolunu tuttu. Kuzenimin kocası bıraktı onu. Biz gidemedik ne yazık ki. Her ihtimale karşı yani. Biri tanır falan, kimmiş bu kızlar demesinler.

Sonra tekrar mesaj atmadık ona. Yüz veren adamdan astarını istememek gerek. Fan servisiydi ve bitti. 

Kardeşim çok mutlu bu aralar. Ben de mutluyum! Böylece Big Bang’e bir adım atmış oldummm.
Umarım Tae bizi unutmaz ve Big Bang de hediyelerimize karşılık verir. Bir konsercik istiyoruz, çok mu? ((:

Pabucunuzu bir yerlerde unutmanız dileğiyle... :) 


PS: Bunlar olurken, üstüm açık yatmıştım sıcak diye…

3 yorum:

  1. bence çok saçma ve gerçek değil eğer gerçekse çekindiğiniz fotoyu paylaşın da görelim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle düşünüyorsanız, yazıyı sonuna kadar okumanızı tavsiye etmekten başka bir şey gelmez elimden ne yazık ki :)

      Sil